Futbol

İçi boşaltılan rekabet

NationalTurk yorumcusu Müslüm Gülhan'ın bu haftaki "İçi boşaltılan rekabet" başlıklı yazısı;

WTS ile Maldiv Fırsatı

Rekabet; bireylerin, grupların ya da milletlerin henüz kimsenin elde edemediği bir şeye ulaşmak için çaba göstermeye başlamasıyla ortaya çıkmaktadır (Listra, 2015: 25). Tarafların çıkarları arasındaki farklılık arttıkça gerilim ve çatışmalar da artmaktadır. Yani rekabet, aktörlerin amaçlarına ulaşmaya çalışırken aralarındaki çıkar çatışmalarından kaynaklanan bir gerilim durumudur (Eriksson, 2008). Rekabetçi paradigma, kurumların hayatta kalmasının ve devamlılıklarının rekabet gücünü geliştirmesine bağlı olduğunu ifade etmektedir.

Rekabet içinde ‘rakip’ ve ‘düşman’ arasındaki farka vurgu yapmak gerekir. İki takım- yani Galatasaray ve Fenerbahçe birbirine rakiptir ancak düşman değildir. Çünkü, düşman bir tehdit unsuru olarak yok edilmesi gerekir; aksi takdirde onun sizi yok etme durumu söz konusu olur. Birbirlerinin var olma sebebi olan iki takımın böyle bir sürece girmiş olması kabul edilebilecek bir durum olmadığı gibi, süreci yönetenlerin kişisel stratejik hataları olmakla birlikte büyük bir yanlışın vereceği zararların anlaşılmasına da engel olmaktadır. “Ne olursa olsun kazan!” düşüncesi, futbolda “gerçek olan” ile “ideal olan” arasındaki farkı açıkça belirginleşmektedir.

Futbolda rakibin yok edilmesi değil mağlup edilmesi gerekmektedir. Bunun nasıl olacağı ise; teknik direktör, futbolcu ve oynanacak oyunun taktiksel bütünlüğünden önce-tarihsel derinlikteki kültürel kodlarda ve tarihsel birikimin içinde bulunmaktadır. Böylelikle rekabetin ahlak-etik kurgusu ortaya çıkacağından takımlar yıpranmaz.

Bu tarihsel süreç içinde galip gelme stratejisi sanatıdır. Çünkü, oyununda temel gayesi rakibi imha etmekten ziyade, rakibi taktiksel prensipler üzerinden kuşatarak maçın kazanılması hedeflenmektedir. Ama, maalesef, rakiplerini adeta yok olması için çaba gösteren yöneticiler-Metin Öztürk ve Acun Ilıcalı başta olmak üzere-aslında bu süreçte kendilerini yok ettiklerinin farkında değiller. Yüz yıllık takımların adına konuşma yapmak-kişilerin inisiyatifi üzerinden olamaz, ancak o yüzyıllık birikimin içinden gelen kültürel içeriğe bağlıdır. Çünkü spor tarihi bir nevi toplumların tarihidir.

∗∗∗

Futboldaki pasta işinin büyüklüğüne bağlı olarak-bizdeki karşılığı bu olsa bile-‘rant’ kurgusu üzerine tezgâh kurmak anlamına gelmediği gibi, aslında pasta yaparken iş birliği zorunluluğuyla birlikte, pastayı paylaşırken ise oyuna bağlı olarak yarışmacı rekabeti gerektirmektedir. Eğer, rekabet yerine savaş kurgusunu seçerseniz, bu işin sonunda; mutlu azınlık dışında ve kulüpler başta olmak üzere herkes kaybeder.

Biz de araçsallaştırılan futbol, hem uluslararası ölçekte hem de ulusların kendi içlerinde önemli bir ekonomik rekabet aracı durumuna gelmiştir. Bu ekonomik rekabet süreci ulusların ve kulüplerinin birbirine üstünlük kurma ve prestij kazanma gibi sebeplerle birlikte aynı zamanda medya, reklam, sponsorluk gibi faaliyetlerin de önem kazanmasıyla adeta çığ gibi büyümüştür. Bu büyüyen yeni ekonomik alanda futbol, daha hızlı ticarileşme ve endüstriyelleşme süreci göstererek diğer branşlarla kıyaslandığında spor ekonomisinin büyümesine öncülük etmiştir (Andreff ve Bourg 2006; Dobson ve Goddard, 2001; Sloane, 1971; Szymanski, 2010; Van Der Burg, 2020).

Galatasaray’ın borcu 31 Ağustos 2024 itibarı ile 14 Milyar 238 Milyon 942 Bin 164 TL olduğu belirtildi. Fenerbahçe’nin de borcunun 30 Kasım 2024 itibarıyla 18 milyar 600 milyon lira olduğu açıklandı. Yani iki takımın borcu 34 milyar TL civarında gözükmektedir. Peki ortada nasıl bir kazanım var… Şampiyonlar Liginde çeyrek final mi? Yoksa yarı final mi?..150 milyon avroluk Brugge gibi son 16’ya kalabildiler mi? Çünkü, Galatasaray’ın değeri 277 milyon avro, Fenerbahçe’nin ise 250 milyon avro. İşte Az Alkmaar, 78 milyon avroluk takım hem Fenerbahçe’yi hem de Galatasaray’ı yendi. Buradaki mali büyüklüğün Türkiye’de oynanan futbola borç dışında nasıl bir öncülük yaptı merak konusu.Bizdeki futbolun ekonomik koşullarının yarattığı rekabetin sağladığı avantajların dayanakları ahlaki ve etik değerler bakımından incelenmesi kaçınılmazdır. Yasadışı bahissin, karaborsa biletin, menajer oyunlarının, şikenin sağladığı avantajlarla-siyasi dayanaklara bağlı kalmakla birlikte-yapılan sponsorluk anlaşmalarının tamamı rekabetin ekonomik anlamdaki dezenformasyonunu ortaya koyduğu gibi, haksız rekabetin de gerekçelerini açıklamaktadır. İşte Murat Ağırel’in yeni kitabı olan ‘Kirli Çark’da ortaya koyduğu ilişkiler silsilesiyle, Galatasaray içinde karaborsa bilet için ortaya konan iddialara dayanak olan ve çalışanı Ebru Gürsoy’un savcılık ifadesi bu haksız rekabetin ve ekonomik rekabetin boyutlarındaki dezenformasyon net açıklamaktadır.

∗∗∗

Futbol bağlamında kaçınılmaz olan rekabet, yukarıda ifade ettiğimiz şekliyle ekonomik nedenlerle-ki tartışmaya açık çok fazla yanlışın olmasıyla birlikte-aynı zamanda rakip takımlara veya futbolculara karşı performanstaki mükemmelliği sergileme sebebiyle de olmaktadır. Tabii ki benim ve benim gibi düşünenlerin tercihi bu yöndedir.

Yarışmacı rekabet kavramı tarihsel derinliğini kaybederek kişiselleştirildi. Ama bunun en büyük zararı-futbolun şiddet içeriği üzerinden yapılan manipülasyonlarla taraftarların kişisel hesaba yönelerek olayı bir savaş rekabeti içine sokmasıdır ki sonucu ağır olur.

Müslüm Gülhan – NationalTurk

Yunanistan Golden

NationalTurk

NationalTurk gazetesi, yazarları ve yorumcuları en doğru ve tarafsız olarak gündeme dair en önemli haberleri size ulaştırır. NationalTurk | Objektif | Bağımsız | Farklı

Bir yanıt yazın

Maldivler Turu
Başa dön tuşu