Türk Mitolojisi ve Kültürü’nün Phoenix Kuşları!
NationalTurk yorumcusu Metin Yılmaz'ın bu haftaki "Türk Mitolojisi ve Kültürü'nün Phoenix Kuşları!" başlıklı yazısı;

Yunan Mitolojisinde küllerinden doğan Phoenix Kuşu Türk mitolojisinde ve kültüründe Huma Kuşu, Umay ve Zümrüdü Anka gibi adlarla anılır.
Kısaca Türk kültürüne geçen adlarla Phoenix’ten biraz bahsedelim!
Phoenix (Feniks), döngüsel olarak küllerinden yeniden doğan mitolojik efsanevi ölümsüz bir kuştur. İlk olarak eski Mısır mitolojisinde bahsedilmiş ve Güneş Tanrısı Ra ile ilişkilendirilmiştir, Bennu olarak da bilinir, daha sonra Yunanlılardan Perslere, Türklere vb. kadar tüm dünyaya yayılmıştır.
Yunanlılar, Arabistan’da bir kuyunun yakınında yaşadığına inanırlar ve Yunan Mitolojisi ile bütün dünyaya yayılmıştır bütün kültürleri, mitolojileri etkilemiştir ve bu yüzden bütün dünya Phoenix (Feniks) olarak bilir.
Türkler bu mitolojik kuşa Zümrüdü Anka, Persler ise Simurg derlerdi ve mitolojide dünyanın en yüksek dağı olduğuna inanılan bir dağ olan Kaf Dağı’nın zirvesinde yaşardı.
Sufi şair Feriduddin Attar, Mantık-ut-Tayr adlı eserinde, Simurg’un Farsça’da “otuz kuş” anlamına geldiğini yazmıştır, si (otuz) murg (kuş).
Eserinde kuşların kendilerine bir kral seçmek istediklerini ve Simurg’u bulmak için Kaf Dağı’na bir yolculuk yaptıklarını ancak otuz kuş hariç tüm kuşların uzun ve zorlu yolculukta öldüğünü ve otuz kuş Simurg’u bulamayınca Simurg’un kendileri olduğunu fark ettiklerini savunmuştur.
Türk mitolojisinde Zümrüdü Anka, Sungur ve Turul (Tuğrul) aynı mitolojik kuşlardır ve Turul aynı zamanda Macar mitolojisinin efsanevi kuşudur ve hepsi Zümrüdü Anka ile aynıdır çünkü Macarlar ve Türkler, Büyük İmparator Atilla’nın torunları olarak aynı kökten geldiklerine inanmaktadır ve bugün Turul, Macaristan’ın sembollerinden biridir.
Ayrıca Zümrüdü Anka veya Turul, ayakları olmayan ve gökyüzünün en yüksek katmanında uçtuğu ve asla dinlenmediği için kimsenin göremediği Huma Kuşu ile ilişkilendirilir.
Huma da aslen Simurg olarak bilinen mitolojik kuştur aslında.
Türk kültüründe ulaşılmaz yüksekliğin simgesidir, çünkü Huma Kuşu sık sık Gukuk Kuşu ile karıştırılır, zira Gukuk Kuşu’nun sesini duyarsın ama kendisini çok nadir görürsün. Bu nadir görünürlük Guguk Kuşunu Huma Kuşu ile karıştırılıp gizemli yapar, aslında çok yakında öter ama kendisini çok iyi kamufle edip, çevrede insan olmadığı vakit uçtuğundan çok nadir görülür.
Özbekistan Devlet Armasında Huma Kuşu vardır, İran Hava Yolları’nın sembolü de Huma’dır ve Osmanlı’da Huma Kuşu devlet kuşu olarak kabul görürdü.
Türkiye’de Huma Kuşu hakkında, dünyanın dört bir yanında Zümrüdü Anka, Phoenix kuşu hakkında birçok halk hikayesi ve şarkı vardır.
Örneğin Erzurum yöresine ait, “Huma Kuşu Yükseklerden Seslenir” uzun havası gibi.

Tüm bunlara ek olarak, Türk mitolojisinde Huma kuşuna Umay da denir, Umay Türk Mitolojisinde yeniden doğuşun, çocukların ve annelerin, özellikle hamile kadınların koruyucu tanrıçasıdır.
Phoenix yeniden doğuşun sembolüdür ki bu antik çağda dahi var olan ölümden sonra dirilme inancı kadar, hastalıklardan iyileşme, zor günlerin geride kalarak maddi manevi her türlü sıkıntıdan kurtulma mutluluğu yakalama kadar, aynı zamanda fedakarlığın da simgesidir, zira fedakarlık olmadan hiç bir amaca ulaşılmaz.
Küllerinden doğmadan kasıt ise insanın bütün bu zorluklardan kurtulma da herşeyin mimarinin kendisi, kendi iradesi olduğunun farkında olması veya olması gerektiği bilincini içselleştirmesidir, kendine özgüveni olmasıdır.
Fotoğraflar: Konya Kalesi kalıntılarında bulunan 13. yüzyıl mermer Tanrıça Umay kabartması.
Konya’daki Beyşehir gölü kıyısındaki Kubadabad Sarayı’nda bulunan 13. yüzyıl Huma Kuşu Selçuklu çinileri ve çiniler şu anda Konya ve İstanbul’da farklı müzelerde sergilenmektedir.
Metin Yılmaz – NationalTurk